22 Mart 2013 Cuma

Oğlum Büyümüş...

Memlekete uçak yolculuğu için bilet aldım bugün. Benim oğlum ne kadar da büyümüş; artık uçakta kendine ait bir koltuğu olacak. Hiç gözümde canlanmıyor şimdilik ama neyse...

Büyüdüğü için sevinmek ama bir yandan da uzaklaşan birşeyler için üzülmek?? Her yaşının, her anının tadını doya doya çıkarmalı... 

13 Mart 2013 Çarşamba

Tavsiye Ederim, Okuyunuz!



Devir  teknoloji devri.. Değerlerin değiştiği, insanın bireyselleşmesinin makbul olduğu, her anlamda insanlar arası yarışın desteklendiği, duygusallığın acizlik, duygulardan derinlemesine konuşmanın sıkıcı bulunduğu, markaların ön planda, sanal ortamlarda arkadaşlıkların revaçta olduğu bir devirde yaşıyoruz. Zamana ayak uydurabilmek için anne babalar koşuyor, farkında bile olmadan değişen bu değerleri içlerine sindirip yaşam biçimleri haline getiriyorlar. Bütün bu koşuşturmaca içinde çocuklar ve onları yetiştirme şekilleri de nasiplerini alıyor. Çocuk doğar doğmaz ?belki de daha öncesinde- onunla ilgili planlar kafalarda oluşuyor. Ata mı binse, baleye mi gitse yoksa piyano mu çalsa acaba?? Hangi yuvaya, sonra da hangi özel okula gitse? Hatta belki de hayallere dalmaya başlanıyor ?sonra da yurt dışında master?ını nerede yapsa??....


Çocuğun ?anne babaların belirlediği? amaçlara ulaşması için akıllı olması gerek tabi. Bunun için araştırılıyor, çocuğun zekası nasıl geliştirilebilir diye. Ortalıkta zeka geliştirdiğine inanılan ne kadar oyuncak varsa satın alınıyor. E tabi bütün bu hedeflere ulaşabilmek için para kazanmak gerek, hem de çok. Çocuğun geleceğini hazırlamak uğruna gece gündüz çalışılıyor. Eve yorgun argın geliniyor, çocukla ilgilenmeye vakit ve enerji bile kalmamış, bazen uyumadan onu görebilmek bile mümkün olamıyor. Böyle bir senaryoda sadece çocuk değil, anne babalar da zararlı çıkıyor. Çocuklar için önlerinde, hırs ve yarışın değerli olduğu mekanik bir dünya; anne babanın ise ?niye çocuk yaptıklarını bile hatırlayamadıkları?, bir çocuk sahibi olmanın gerçek tatlarına varamadan çocukların büyüdüğü bir hayat...
Peki kötü birşey mi çocuğu baleye göndermek, piyano dersi aldırmak? İmkanlar elverdiğince çocuğa fırsatlar sunmak elbetteki kötü olamaz. Fakat bunları yaparken aslında bunu kimin istediğini, bizim kafamızdaki çocuk imajına uysun diye çocuğumuzu kenarından köşesinden törpülemeye çalışırken asıl çocuğumuzun kim olduğunu, onun bireysel kişilik özelliklerini ve asıl kendi isteklerini kaçırıp kaçırmadığımızı farkedelim. Kafamızdaki çocuğu bir kenara bırakıp kendi çocugumuzu oldugu gibi kabul edebiliyor muyuz,  bunu sorgulayalım.
Çocuğu olmadığı birşey yapmaya çalışmak onun ruhuna zarar verir. Kendi anne babası tarafından kabul görmediğini hisseden bir çocuğun özgüveni örselenir. Kendini orataya koymakta, isteklerini ifade etmekte zorlanır. Anne babasıyla ilişkisinde olduğu gibi, hayatta hep başkalarının istediği gibi biri olması gerektiği, ancak böyle olduğunda kabul görüp sevilmeye değer bulunacağı duygusu gelir içine yerleşir. Çocuklar ?sadece kendileri? oldukları için anne babalarının onları seveceğinden emin olduklarında hayatta kendiyle barışık, rahat, özgüven sahibi olmanın ilk adımlarını atmış olurlar.
Oyuncaklara gelince; keyfi iki günde tüketilen bütün bu görsel ve mekanik materyallere gerçekten ihtiyacı var mı çocuğumuzun acaba? Yoksa onun bütün ihtiyacı yerde el ele, kucak kucağa yapılan bir sohbetteki iletişimin samimiyetini ve sıcaklığını hissedebilmek midir? Bir kap, bir de kaşık bebeğine yemek yedirmek, puftan yapılmış bir sahnede iki bez kuklayı konuşturmak, iki sopayı at yapıp birlikte evin içinde koşturmak.... aslında bu kadar yalındır çocuk. Gözünün içine bakmayı, ruhuna değmeyi bilmek, istemek gerek.

Bihter Mutlu Gencer
Psikolog

kaynak : http://www.ntvmsnbc.com/id/25428490/




7 Mart 2013 Perşembe

Mert'in Favori Kitapları

Minik Arkadaşım Serisi
( Tırtıl Kitap)


Bebek Koala Serisi
(Mandolin)

Şimdilik sadece bir tanesi...



Şu anda uyku öncesi bunları okuyoruz...

Bunların haricinde, karıştırmayı sevdiğimiz kitaplar da şunlar:

Vücudum
(Mikado)

Sevgili müdüremiz Zeynep Hanım'ın yılbaşı hediyesi :)

 

Hareketli Park 
(İş Bankası Kültür Yayınları)

Bu serinin diğer kitaplarından bazılarını 2 yaşından önce parçalamıştı, şimdi de bunun üzerinde çalışıyor çünkü bu kitap eline yeni geçti :))


Hayvan Masalları
( Remzi Kitabevi)

Bu kitap ikiz kuzenlerimiz Ayşe ve Zeynep'ten kalma ama şu anda sadece resimlerine bakmak için kullanıyoruz, masallar çok uzun... 


Deniz Kıyısında ve Karlı Bir Gün 
(Tübitak)


 

Şekilleri Seviyorum 
( Mandolin)

Teyzemizin hediye ettiği bu kitapla şekilleri öğrendik :)


1 Mart 2013 Cuma

ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ : DEREOTLU KEK

Malzemeler:
- 3 yumurta ( oda sıcaklığında)
- 1 su bardağı rende/ezme beyaz peynir ( tarifin aslında bir bu kadar da  kaşar peyniri de var ama ben kullanmıyorum)
-1 tutam dereotu ( zevkinize göre)
-Kabartma tozu ( kullanmak istemeyenler için bir çay kaşığı karbonat)
-1 çay bardağı soğuk süt
-1 çay kaşığı tuz ( bunu peynirizin tuzuna göre ayarlayabilirsiniz)
-1 çay bardağı sıvı yağ ( ben fındıkyağı kullanıyorum - - peynirlerinizin yağı azsa biraz daha ekleyebilirsiniz)
-Un

Yapılışı:
Yumurta,süt ve yağ tel ile karıştırılır.
Dereotı ve peynirler katılıp kaşıkla devam edilir.
Tuz, kabartma tozu ve un katılır.
30-40 dk. kek ayarında pişirilir.

NOT: Öyle kelli felli bir kek beklemeyin. Peynir yüzünden biraz basık oluyor. En kısa zamanda fotoğraf da ekleyeceğim.

Afiyetler olsun!