7 Aralık 2012 Cuma

Çocuklara Nasıl Kitap Okunur?

Esra Sert çok güzel anlatmış :



Şu yaşınıza geldiniz bir kere bile yüksek sesle bir metin okumadınız. Hele ki dinleyicinin ilgisini ayakta tutmak için hiç mi uğraşmadınız. Ama şimdi hayatınızın performansı ile karşı karşıyasınız. İki minik göz size dikilmiş, iki küçük kulak duyacaklarını bekliyor. Hebele gübele, monoton, sıkıcı bir okuma ile iyi bir performans arasındaki fark çocuğunuzun kitaplarla arasında kurduğu bağda belirleyici olacak. O zaman kolları sıvayın, kitap okuma sanatı dersimiz başlıyor.

‘’Evim noyut odaaaa, bakla sofaaaa’’...
Malum Ladin kitap kurdu. Bu durum canıma okuyor. Zira kitaplar oku oku bitmiyor. 10 tane okusan 11’nciyi istiyor. Bir süre sonra dilim damağım kuruyor. Arada evde  eş dost varken, elinde kitap çıkageliyor. ‘’Biz okuyalım’’ tekliflerini ne yazık ki reddediyor, ayağını yere vurup tutturuyor: ‘’ Hayıy annem okusun’’ Çocuk haklı. İnsanlar genelde çocuklara kitap okumak konusunda çok becerikli değiller. İşte size çocuğunuzu kurmacanın büyülü dünyası ile tanıştırmak için bir kaç ip ucu.
  • Belli bir yaşın altındaki bazı çocuklar kitap okunmasından hoşlanmıyor. Bunun yerine kitaptaki resimleri interaktif olarak anlatın.
  • Yüksek sesle okunması kolay, kulağa hoş gelen kitaplar seçin.
  • Kitabı çocuğunuzun hatırı için bitse de gitsek diye okumayın. Çocuğa kitap okumak bir tür oyunculuktur sizin için de çok zevkli olabilir.
  • Hikayenin içine girin, ne okuduğunuzu fark etmeden önünüzdeki yazıları okuyup geçmeyin.
  • Eğer tekliyorsanız, çok yavaş okuyun.
  • Sesinizi kullanın. Tonlama yapın. Melodi katın. Bazı kelimeleri uzata uzata bazı kelimeleri ya da bölümleri yerine göre yüksek sesle ya da hızlı hızlı okuyun. Durmanız gereken yerlerde küçük esler verin. Gerçekten hikayenin içine girerseniz bunu rahatlıkla yaparsınız.
  • Kasabanın en Şık Devi Kitabı’nda; ”aman pantolonu düşüyor bu dev fena üşüyor! ” cümlesini bir anda öyle yüksek sesle ve tekerleme tadında okuruz ki Lado buna bayılır. Gün içinde bu cümleyi kendi kendine tekrarlar duru. Hatta bazen ‘’Amaaaa...’’ diye sufle veririm hemen cümleyi kikirdeyerek tamamlar. 
  • Mimik ve sesler kullanın. Şaşırılacak yerde şaşırın, sevinilecek yerde sevinin.
  • Gözünüzü sürekli kitapta tutmayın, çocuğunuzla göz ve ten teması kurun.
  • Her kitabın belli bir yerinde küçük şakalarınız olabilir. Bir köpek koklaya koklaya bir şey arıyorsa, hikayenin akışını kesmeden o köpek olup muzipçe onu koklayabilirsiniz. Kikirdemenin biri bin para olacaktır.
  • Hikayede kapı çalınıyorsa, ta tak diye dolabın kapağına vurabilirsiniz. Rüzgar esiyorsa, nefesini suratına üfleyebilirsiniz. Bu tür efekt fırsatlarını hiç kaçırmayın.
  • Çocuk kitap okuma işinin pasif bir unsuru değildir. Son derece aktif dinler. Kitapta bir soru soruluyorsa, okuma akışını kesmeye bile gerek kalmadan bu soru ona sorulmuş gibi yapabilirsiniz. Coşkulu bir ‘’evetttttttt’’ ya da ‘’hayırrrr’’ cevabı almanız işten bile değildir.
  • Size bir soru sormuyorsa hikayeyi kesip, konuyu anlaması için açıklamalarda bulunmayın. Çocukların anlama kapasitesi sandığımızdan daha fazla.
  • Sorular soruyorsa, karakterler ve olaylar üzerine onunla konuşun. Ama net, kısa açıklayıcı ve tanımlayıcı cevaplar vermeyin. Onun hikayeyi algılama şeklini şekillendirmeyin.
  • Kitapları defaten okuduktan sonra, okumanız ciddi anlamda gelişir.
  • Çocuklar kitapları hemen ezberlerler. Bazı cümleleri onun tamamlamasına izin verin. Mesela ben; ‘’Aysel Hanım yerdeki su birikintisine baktı’’ der dururum. Lado hemen atlar; ‘’seni gidi yaramaz!’’ Hatta bazı kitaplarda her sayfadaki ilk cümleyi okuyorum, gerisini ezberden o söylüyor.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25397797/

Esra Sert
Acemi Anne
ntvmsnbc
Güncelleme: 17:28 TSİ 26 Kasım. 2012 Pazartesi

Gündem Dışı Yazılar : Görüşelim

Bazı arkadaşlar, tanıdıklar vardır hani yıllar geçer görüşemezsiniz. Seversiniz aslında, beraber güzel zaman geçireceğinizi de bilirsiniz ama öyle takılıp kalmıştır havada buluşmalarınız çünkü "görüşelim" denmiştir. Görüşelim çok açık uçlu bir kelimedir. Ne zaman görüşelim? Kim kimden haber beklesin? Nerede görüşelim?... Öyle "Ben sıramı savdım. Görüşelim dedim. Gerisini sen düşün" yapılmasın lütfen.
(Planlanmış ancak o veya bu nedenden gerçekleşememiş ve öyle askıya alınmış buluşmaları kastetmiyorum.)

Sonuç olarak kimse bana görüşelim demesin. Gerçekten görüşmek isteyen gün-yer-saat versin, size geliyorum desin, sen gel desin,... ama somut birşeyler söylesin lütfen.... Eskiden böyle bir diyalog geçtiğinde, biri görüşelim dediğinde kendimi sorumlu hissederdim, üzerime sıkıntı olurdu aramam gereken (!) kişiyi aramamak/arayamamak ama artık akıllandım. Topu bana atıp kaçanlara geri pas vermiyorum, vermeyeceğim.

Not: Aynı şey "Aramıyorsun hiç!" diyenler için de geçerlidir. "Sen aradın mı hiç?"diye soruyorum ben de cevaben artık... 

9 Ekim 2012 Salı

Mert Büyüyor...

Önce sandalyelerin altından yuvarlanarak geçiyordu, sonra emekleyerek sandalyeleri oynatmaya başladı ve sonra masanın altında gezmeye... Ne zaman ki boyu masanın altı için uzun geldi sandalyelere, oradan da masaya çıkmaya başladı.
Önce elektrik anahtarına uzanmak için kucağımıza gelmek istiyordu. Sonra ancak aşağıya indirecek kadar uzanıp anne babayı banyoda ışıksız bıraktı. Şimdi istediği zaman yakıyor, istediği zaman söndürüyor.

Mert büyüyor ve bu küçük değişikliklerle birlikte tüm hayatımız değişiyor. ( Tabi büyüdükçe tehlike potansiyeli de büyüyor...) Peki bundan sonra nasıl olacak diye heyecanla bekliyorum...:)

11 Eylül 2012 Salı

Güzel Güzel Bilgiler... 1. Bölüm


İşin ehli insanlardan çocuk gelişimi ile ilgili birinci elden bilgiler almaya başladım. Sizlerle de kısa kısa her hafta paylaşabileceğimi düşündüm. Mert şu anda 20 ayını bitirmiş durumda ve yazdığım şeyleri buna göre değerlendirin lütfen. 


  • Çocuk oynarken her yere bir oyuncak saçılı olması iyi birşey değilmiş meğer. Bizler nasıl olsa dağılacak diye toplamayız bir süre ama toplamak lazımmış. Mümkünse çocukla birlikte. Sebebi de çocuk bir oyuncakla oynarken etraftaki diğer uyaranları yok edip konsantrasyon seviyesini yükseltebilmek. ( Tabi sürekli çocuğun başında durup oyuncakları toplamak gibi bir işe de girişmemeli :)))
  • Eğer 20 aylık bir çocuk annesini bırakmak istemezse ( oyun grubu, vb ortamlarda) zorlamamak lazımmış. Çünkü çocuk annesinin hemen gelebilecek bir uzaklıkta vs olduğunu anlayamazmış. Yani, kapıdan çıkan anne ( ebeveyn) çocuk için 'yok' demek. Bu 3 yaşına kadar sürebilirmiş. 
  • İstediği şeyi parmak ile işaret etmesi çok önemliymiş. Bu daha sonra geliştireceği birçok yeteneğin temeli olan bir hareketmiş.
  • Bu ay grubu çocukların yeni birini gördüklerinde annelerine yapışmaları çok doğal ve kendilerinden beklenen bir hareketmiş. 
Aklıma geldikçe, yeni şeyler öğrendikçe ve Mert'ten fırsat buldukça yazacağım... Sevgiler. 

6 Eylül 2012 Perşembe

Keşke...

Keşke Mert doğmadan görseydim bu yatağı.. Markası Babybay... Süper!

16 Ağustos 2012 Perşembe

"Anne"

Ve nihayet bugün tertemiz bir "Anne" duyduk! Aylarca "baba" ya da "aba"diye çağrıldıktan sonra çok iyi geldi doğrusu :))

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Olmaz Demeyin, Şansınızı Deneyin...

Bugün aklıma bu eski slogan takıldı. Hatırlayanınız vardır belki " olmaz demeyin, şansınızı deneyin, Milli Piyangooo"... :) Nereden çıktı derseniz: 8 aydır bir fiil kendi uyusun diye uğraştığım ancak her denememin sonunda ayağımda salladığım Mert'ten tabi ki. Artık o kadar yılgındım ki son zamanlarda hiç uğraşmadan direk ayağımda sallayarak uyutuyordum. Nasıl olduysa geçen hafta öğle uykusu için kendi yatağıma bıraktım onu, hadi uyuyoruz dedim ve yanında kitap okumaya başladım. İki sayfa bittiğinde Mert uykuya dalmıştı bile. O gün bu gün öğle ve akşam uykularına böyle dalıyor. Bundan sonraki aşama kendi yatağına koyup orada uyumasını sağlamak ama aceleci davranmak istemiyorum. Bakalım ne olacak!

21 Haziran 2012 Perşembe

Evimizin Halleri

Bugün evin içerisinde birden kendi sesim kulaklarımda yankılandı. Oğlumu konuşturtmak için deli gibi bütün gün kendi kendime konuşup durduğumu farkettim :) Buna karşılık kendisi ile kurabildiğimiz tek diyalog şekli :
Ben   : "Da"
Mert :  "Di"
ya da tam tersi. Bir de şu var:
Mert : "Bab ba"
Ben  : "An ne"
Kısacası, evimizde "Da- di da- di", "bab ba - an ne" şeklinde uzayıp giden bir konuşma hakim !!!

Not:  Mert bugün tam 18 aylık. 

10 Haziran 2012 Pazar

Kış bitti, yaz geldi vesaire derken biz bir aydır tatildeydik. Bebekle tatil ile ilgili bilgiler yakında geliyor:)