1 Mart 2013 Cuma

ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ : DEREOTLU KEK

Malzemeler:
- 3 yumurta ( oda sıcaklığında)
- 1 su bardağı rende/ezme beyaz peynir ( tarifin aslında bir bu kadar da  kaşar peyniri de var ama ben kullanmıyorum)
-1 tutam dereotu ( zevkinize göre)
-Kabartma tozu ( kullanmak istemeyenler için bir çay kaşığı karbonat)
-1 çay bardağı soğuk süt
-1 çay kaşığı tuz ( bunu peynirizin tuzuna göre ayarlayabilirsiniz)
-1 çay bardağı sıvı yağ ( ben fındıkyağı kullanıyorum - - peynirlerinizin yağı azsa biraz daha ekleyebilirsiniz)
-Un

Yapılışı:
Yumurta,süt ve yağ tel ile karıştırılır.
Dereotı ve peynirler katılıp kaşıkla devam edilir.
Tuz, kabartma tozu ve un katılır.
30-40 dk. kek ayarında pişirilir.

NOT: Öyle kelli felli bir kek beklemeyin. Peynir yüzünden biraz basık oluyor. En kısa zamanda fotoğraf da ekleyeceğim.

Afiyetler olsun!


19 Şubat 2013 Salı

ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ : GALETA







Malzemeler: 
1 su bardağı sıvıyağ ( ben fındıkyağı kullanıyorum- sıvıyağınızı buzdolabında tutuyorsanız önce biraz ılıtmakta fayda var)
¾ su bardağı ılık su
1 paket instant maya ( tarifin aslı 40 gr yaşmaya şeklinde)
4 su bardağı un ( 1 bardağını tam buğday unu koyuyorum)
1 çorba kaşığı şeker ( esmer şeker kullanacaksanız önce şunu okumanızı tavsiye ederim)
1 tatlı kaşığına yakın tuz

Kabın içerisine unu koydum yalnız önce 3 bardak koydum, son bardağı hamura göre yavaş yavaş ekledim yoksa yedirmek zor oluyor.  Tüm malzemeleri ortasına koydum ve yavaş yavaş ununu katarak hepsini karıştırdım ve tarifteki deyimiyle “özlü bir hamur” elde ettim.  Kabın üzerine streç film ile kapladım ve 50 derece yakın ısıttığım fırında 40 dakika beklettim. Sonra hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp parmaktan biraz daha kalın şekilde yuvarlak çubuklar yaptım. Bitince üstünü örtüp yeniden 20 dakika beklettim ve önceden ısıtılmış 190 derece fırına sürdüm. Üstleri pembeleşinceye kadar pişti.  Tarifin aslında galetaların üzerinde susam var ama ben kullanmadım. Bazılarının içine ezilmiş beyaz peynir ekledim. Üstlerine de çörek otu koydum, tavsiye ederim Kıtır olması için pişer pişmez fırından çıkartılması gerekiyor.

NOT : Zeytinyağı ile denedim ama olmadı. İlk gün anlaşılmadı ama ikinci gün çok yumuşadı. 

Afiyetler Olsun!

ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ : Havuçlu Cevizli Cupcake







Malzemeler:
2 kupa beyaz un ( tam buğday unu ile denemedim)
2 kupa toz şeker ( esmer şeker kullanacaksanız önce şunu okumanızı tavsiye ederim.)
2 tatlı kaşığı tarçın
4 yumurta ( yumurtalar oda sıcaklığında olmalı)
Kabartma tozu ( 1 çay kaşığı karbonat da kullanılabilir)
1 kupa sıvı yağ ( ben fındıkyağı kullanıyorum)
4 kupa havuç
1 kupa ceviz

Tüm malzemeleri klasik kek formatında çırpıp en son havuç ve cevizi ekledim, kaşıkla karıştırdım. Hamuru bekletmeden dondurma kaşığı ile kaplara koydum ( 1 kaba 1 dondurma kaşığı). 180 derece fırında 15-20 dk kadar pişti.  Pişince hemen çıkardım.
Havuç , ceviz ve tarçını zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Ben tarçını ve cevizi aynı ölçüde, havucu daha az koydum.
Ben bunları yeğenimin dişbuğdayı partisi için yapmıştım o yüzden fotoğrafta üzerinde krem şanti ve süsleme var. Oğluma yaparkense sade yapıyorum. 

Not: Cupcake kalıpları için IKEA'yı tavsiye ederim. Marketlerde satılan kalıplar çok ince, kekin şeklini bozuyor. Beyaz ve kalın olan pastacı kalıplarından bulamadım :(

Afiyetler Olsun!

18 Şubat 2013 Pazartesi

Annelere tavsiyemdir; çocuk yetiştirme ile ilgili birşeyler anlatırken, yeni anne olduğunuz zamanları hatırlayın. O size yazılı kanunlardan bahsedermiş gibi konuşanlara sinir olmuyor muydunuz???

"Sesini Keşfeden Çocuk" ... Sinemalarda...

"Sesini Keşfeden Çocuk" ...
Evet geç oldu ama Mert çığlık atabildiğini yeni keşfetti ve bu yeni yeteneğini her fırsatta kullanıyor:) Şimdilik çok eğlenceli ama ilerleyen günlerde durumu yeniden değerlendireceğiz :)

9 Ocak 2013 Çarşamba

Kar Olimpiyatları

Kar nedeni ile evde kalan çocuğu eğlendirmek, oyalamak için deveye hendek atlatma olimpiyatları başlamıştır... Yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim...

25 Aralık 2012 Salı

Mert'e Neden Şeker Yok??


Mert'e şeker vermemekle ilgili prensibim iki senedir sürekli insanlar tarafından sorgulanır durur. Tıbbi sebepler ile ikna edemediğim sevgili akraba ve dostlarımı bir de aşağıdaki bilgiler ışığında düşünmeye davet ediyorum.
"Bir yaşında bir bebeğin mama üzerinden de olsa çikolatayla tanışmasının ne zararı var? Bunu, diyetisyen Yasemin Serintürk şöyle anlatıyor:
Çocuklar, ne yiyeceklerine kendi kendileri karar verme yaşına gelinceye kadar, ebeveynlerin çocuğun beslenme alışkanlıklarını oluşturmak için süresi var. Sonrasında çabalamak genellikle sonuçsuz kalıyor. Damak tadı denilen şey, neler yediğinize bağlı olarak şekillenir. Damak tadınızı ne kadar fazla seçenekle zenginleştirirseniz bir süre sonra tatmin olmanız o kadar zorlaşır. Azla yetinmek, damak tadını olduğu çıtadan daha yukarıdaki çıtaya taşımamak için en geçerli yöntemdir. Sürekli et tüketen birisinin, sebze yemekten hoşlanmaması ya da sebze yediği zaman doymadığını söylemesi, damak tadını bu yönde oluşturmuş olmasındandır. Veya çayı şekersiz tüketmeye alışkın birisinin, katiyetle şekerli çay içememesi de aynı sebeptendir. Bu durum çocuklar içinde değişmez. Canı tatlı istediği zaman çikolata, kek, kurabiye, pasta veya şeker yemeye alışkın bir çocuk, tabiiki de meyve yediği zaman tatlı yemiş gibi hissetmez. Dolayısıyla da canı şekerli bir şey yemek istediğinde, meyve tüketmek aklına bile gelmez. Çünkü bu çocuğa tatlı tadı, yoğun şeker içeren yiyecekler ile kodlanmıştır. Tam tersine alıştırılmış bir çocuk ise, koca bir dilim pasta yemek yerine bir iki tane meyve yemeği tercih eder.
Kısacası, bir yaşındaki bir bebeğe çikolatalı mama verirseniz onun damak tadı çıtasını yükselteceğiniz ve onu yoğun şeker tadına alıştıracağınız için, ilerleyen yaşlarda meyve, kuru yemiş gibi besinlerden alacağı şeker ona yetmeyeceğinden çikolata üzerinden şeker tüketmeye alıştırmış olursunuz."
Bu arada Mert'in şeker yasağı 2 yaş itibariyle kalkmış olabilir ama ben yine de onu beyaz şekerden uzak tutmak için elimden geleni yapacağım...


Yukarıdaki metin blogcuanne'den alınmıştır:  http://blogcuanne.com/2012/12/25/gereksiz-urun-duyarsiz-pazarlama/


11 Aralık 2012 Salı

Öpücük!!

Evladı tarafından öpülmek ne güzel şeymiş. 2 yaşına 10 kala ilk gerçek öpücüğümü aldım nihayet :))) Darısı babamızın başına.  

7 Aralık 2012 Cuma

Çocuklara Nasıl Kitap Okunur?

Esra Sert çok güzel anlatmış :



Şu yaşınıza geldiniz bir kere bile yüksek sesle bir metin okumadınız. Hele ki dinleyicinin ilgisini ayakta tutmak için hiç mi uğraşmadınız. Ama şimdi hayatınızın performansı ile karşı karşıyasınız. İki minik göz size dikilmiş, iki küçük kulak duyacaklarını bekliyor. Hebele gübele, monoton, sıkıcı bir okuma ile iyi bir performans arasındaki fark çocuğunuzun kitaplarla arasında kurduğu bağda belirleyici olacak. O zaman kolları sıvayın, kitap okuma sanatı dersimiz başlıyor.

‘’Evim noyut odaaaa, bakla sofaaaa’’...
Malum Ladin kitap kurdu. Bu durum canıma okuyor. Zira kitaplar oku oku bitmiyor. 10 tane okusan 11’nciyi istiyor. Bir süre sonra dilim damağım kuruyor. Arada evde  eş dost varken, elinde kitap çıkageliyor. ‘’Biz okuyalım’’ tekliflerini ne yazık ki reddediyor, ayağını yere vurup tutturuyor: ‘’ Hayıy annem okusun’’ Çocuk haklı. İnsanlar genelde çocuklara kitap okumak konusunda çok becerikli değiller. İşte size çocuğunuzu kurmacanın büyülü dünyası ile tanıştırmak için bir kaç ip ucu.
  • Belli bir yaşın altındaki bazı çocuklar kitap okunmasından hoşlanmıyor. Bunun yerine kitaptaki resimleri interaktif olarak anlatın.
  • Yüksek sesle okunması kolay, kulağa hoş gelen kitaplar seçin.
  • Kitabı çocuğunuzun hatırı için bitse de gitsek diye okumayın. Çocuğa kitap okumak bir tür oyunculuktur sizin için de çok zevkli olabilir.
  • Hikayenin içine girin, ne okuduğunuzu fark etmeden önünüzdeki yazıları okuyup geçmeyin.
  • Eğer tekliyorsanız, çok yavaş okuyun.
  • Sesinizi kullanın. Tonlama yapın. Melodi katın. Bazı kelimeleri uzata uzata bazı kelimeleri ya da bölümleri yerine göre yüksek sesle ya da hızlı hızlı okuyun. Durmanız gereken yerlerde küçük esler verin. Gerçekten hikayenin içine girerseniz bunu rahatlıkla yaparsınız.
  • Kasabanın en Şık Devi Kitabı’nda; ”aman pantolonu düşüyor bu dev fena üşüyor! ” cümlesini bir anda öyle yüksek sesle ve tekerleme tadında okuruz ki Lado buna bayılır. Gün içinde bu cümleyi kendi kendine tekrarlar duru. Hatta bazen ‘’Amaaaa...’’ diye sufle veririm hemen cümleyi kikirdeyerek tamamlar. 
  • Mimik ve sesler kullanın. Şaşırılacak yerde şaşırın, sevinilecek yerde sevinin.
  • Gözünüzü sürekli kitapta tutmayın, çocuğunuzla göz ve ten teması kurun.
  • Her kitabın belli bir yerinde küçük şakalarınız olabilir. Bir köpek koklaya koklaya bir şey arıyorsa, hikayenin akışını kesmeden o köpek olup muzipçe onu koklayabilirsiniz. Kikirdemenin biri bin para olacaktır.
  • Hikayede kapı çalınıyorsa, ta tak diye dolabın kapağına vurabilirsiniz. Rüzgar esiyorsa, nefesini suratına üfleyebilirsiniz. Bu tür efekt fırsatlarını hiç kaçırmayın.
  • Çocuk kitap okuma işinin pasif bir unsuru değildir. Son derece aktif dinler. Kitapta bir soru soruluyorsa, okuma akışını kesmeye bile gerek kalmadan bu soru ona sorulmuş gibi yapabilirsiniz. Coşkulu bir ‘’evetttttttt’’ ya da ‘’hayırrrr’’ cevabı almanız işten bile değildir.
  • Size bir soru sormuyorsa hikayeyi kesip, konuyu anlaması için açıklamalarda bulunmayın. Çocukların anlama kapasitesi sandığımızdan daha fazla.
  • Sorular soruyorsa, karakterler ve olaylar üzerine onunla konuşun. Ama net, kısa açıklayıcı ve tanımlayıcı cevaplar vermeyin. Onun hikayeyi algılama şeklini şekillendirmeyin.
  • Kitapları defaten okuduktan sonra, okumanız ciddi anlamda gelişir.
  • Çocuklar kitapları hemen ezberlerler. Bazı cümleleri onun tamamlamasına izin verin. Mesela ben; ‘’Aysel Hanım yerdeki su birikintisine baktı’’ der dururum. Lado hemen atlar; ‘’seni gidi yaramaz!’’ Hatta bazı kitaplarda her sayfadaki ilk cümleyi okuyorum, gerisini ezberden o söylüyor.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25397797/

Esra Sert
Acemi Anne
ntvmsnbc
Güncelleme: 17:28 TSİ 26 Kasım. 2012 Pazartesi

Gündem Dışı Yazılar : Görüşelim

Bazı arkadaşlar, tanıdıklar vardır hani yıllar geçer görüşemezsiniz. Seversiniz aslında, beraber güzel zaman geçireceğinizi de bilirsiniz ama öyle takılıp kalmıştır havada buluşmalarınız çünkü "görüşelim" denmiştir. Görüşelim çok açık uçlu bir kelimedir. Ne zaman görüşelim? Kim kimden haber beklesin? Nerede görüşelim?... Öyle "Ben sıramı savdım. Görüşelim dedim. Gerisini sen düşün" yapılmasın lütfen.
(Planlanmış ancak o veya bu nedenden gerçekleşememiş ve öyle askıya alınmış buluşmaları kastetmiyorum.)

Sonuç olarak kimse bana görüşelim demesin. Gerçekten görüşmek isteyen gün-yer-saat versin, size geliyorum desin, sen gel desin,... ama somut birşeyler söylesin lütfen.... Eskiden böyle bir diyalog geçtiğinde, biri görüşelim dediğinde kendimi sorumlu hissederdim, üzerime sıkıntı olurdu aramam gereken (!) kişiyi aramamak/arayamamak ama artık akıllandım. Topu bana atıp kaçanlara geri pas vermiyorum, vermeyeceğim.

Not: Aynı şey "Aramıyorsun hiç!" diyenler için de geçerlidir. "Sen aradın mı hiç?"diye soruyorum ben de cevaben artık...