13 Mart 2013 Çarşamba

Tavsiye Ederim, Okuyunuz!



Devir  teknoloji devri.. Değerlerin değiştiği, insanın bireyselleşmesinin makbul olduğu, her anlamda insanlar arası yarışın desteklendiği, duygusallığın acizlik, duygulardan derinlemesine konuşmanın sıkıcı bulunduğu, markaların ön planda, sanal ortamlarda arkadaşlıkların revaçta olduğu bir devirde yaşıyoruz. Zamana ayak uydurabilmek için anne babalar koşuyor, farkında bile olmadan değişen bu değerleri içlerine sindirip yaşam biçimleri haline getiriyorlar. Bütün bu koşuşturmaca içinde çocuklar ve onları yetiştirme şekilleri de nasiplerini alıyor. Çocuk doğar doğmaz ?belki de daha öncesinde- onunla ilgili planlar kafalarda oluşuyor. Ata mı binse, baleye mi gitse yoksa piyano mu çalsa acaba?? Hangi yuvaya, sonra da hangi özel okula gitse? Hatta belki de hayallere dalmaya başlanıyor ?sonra da yurt dışında master?ını nerede yapsa??....


Çocuğun ?anne babaların belirlediği? amaçlara ulaşması için akıllı olması gerek tabi. Bunun için araştırılıyor, çocuğun zekası nasıl geliştirilebilir diye. Ortalıkta zeka geliştirdiğine inanılan ne kadar oyuncak varsa satın alınıyor. E tabi bütün bu hedeflere ulaşabilmek için para kazanmak gerek, hem de çok. Çocuğun geleceğini hazırlamak uğruna gece gündüz çalışılıyor. Eve yorgun argın geliniyor, çocukla ilgilenmeye vakit ve enerji bile kalmamış, bazen uyumadan onu görebilmek bile mümkün olamıyor. Böyle bir senaryoda sadece çocuk değil, anne babalar da zararlı çıkıyor. Çocuklar için önlerinde, hırs ve yarışın değerli olduğu mekanik bir dünya; anne babanın ise ?niye çocuk yaptıklarını bile hatırlayamadıkları?, bir çocuk sahibi olmanın gerçek tatlarına varamadan çocukların büyüdüğü bir hayat...
Peki kötü birşey mi çocuğu baleye göndermek, piyano dersi aldırmak? İmkanlar elverdiğince çocuğa fırsatlar sunmak elbetteki kötü olamaz. Fakat bunları yaparken aslında bunu kimin istediğini, bizim kafamızdaki çocuk imajına uysun diye çocuğumuzu kenarından köşesinden törpülemeye çalışırken asıl çocuğumuzun kim olduğunu, onun bireysel kişilik özelliklerini ve asıl kendi isteklerini kaçırıp kaçırmadığımızı farkedelim. Kafamızdaki çocuğu bir kenara bırakıp kendi çocugumuzu oldugu gibi kabul edebiliyor muyuz,  bunu sorgulayalım.
Çocuğu olmadığı birşey yapmaya çalışmak onun ruhuna zarar verir. Kendi anne babası tarafından kabul görmediğini hisseden bir çocuğun özgüveni örselenir. Kendini orataya koymakta, isteklerini ifade etmekte zorlanır. Anne babasıyla ilişkisinde olduğu gibi, hayatta hep başkalarının istediği gibi biri olması gerektiği, ancak böyle olduğunda kabul görüp sevilmeye değer bulunacağı duygusu gelir içine yerleşir. Çocuklar ?sadece kendileri? oldukları için anne babalarının onları seveceğinden emin olduklarında hayatta kendiyle barışık, rahat, özgüven sahibi olmanın ilk adımlarını atmış olurlar.
Oyuncaklara gelince; keyfi iki günde tüketilen bütün bu görsel ve mekanik materyallere gerçekten ihtiyacı var mı çocuğumuzun acaba? Yoksa onun bütün ihtiyacı yerde el ele, kucak kucağa yapılan bir sohbetteki iletişimin samimiyetini ve sıcaklığını hissedebilmek midir? Bir kap, bir de kaşık bebeğine yemek yedirmek, puftan yapılmış bir sahnede iki bez kuklayı konuşturmak, iki sopayı at yapıp birlikte evin içinde koşturmak.... aslında bu kadar yalındır çocuk. Gözünün içine bakmayı, ruhuna değmeyi bilmek, istemek gerek.

Bihter Mutlu Gencer
Psikolog

kaynak : http://www.ntvmsnbc.com/id/25428490/




7 Mart 2013 Perşembe

Mert'in Favori Kitapları

Minik Arkadaşım Serisi
( Tırtıl Kitap)


Bebek Koala Serisi
(Mandolin)

Şimdilik sadece bir tanesi...



Şu anda uyku öncesi bunları okuyoruz...

Bunların haricinde, karıştırmayı sevdiğimiz kitaplar da şunlar:

Vücudum
(Mikado)

Sevgili müdüremiz Zeynep Hanım'ın yılbaşı hediyesi :)

 

Hareketli Park 
(İş Bankası Kültür Yayınları)

Bu serinin diğer kitaplarından bazılarını 2 yaşından önce parçalamıştı, şimdi de bunun üzerinde çalışıyor çünkü bu kitap eline yeni geçti :))


Hayvan Masalları
( Remzi Kitabevi)

Bu kitap ikiz kuzenlerimiz Ayşe ve Zeynep'ten kalma ama şu anda sadece resimlerine bakmak için kullanıyoruz, masallar çok uzun... 


Deniz Kıyısında ve Karlı Bir Gün 
(Tübitak)


 

Şekilleri Seviyorum 
( Mandolin)

Teyzemizin hediye ettiği bu kitapla şekilleri öğrendik :)


1 Mart 2013 Cuma

ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ : DEREOTLU KEK

Malzemeler:
- 3 yumurta ( oda sıcaklığında)
- 1 su bardağı rende/ezme beyaz peynir ( tarifin aslında bir bu kadar da  kaşar peyniri de var ama ben kullanmıyorum)
-1 tutam dereotu ( zevkinize göre)
-Kabartma tozu ( kullanmak istemeyenler için bir çay kaşığı karbonat)
-1 çay bardağı soğuk süt
-1 çay kaşığı tuz ( bunu peynirizin tuzuna göre ayarlayabilirsiniz)
-1 çay bardağı sıvı yağ ( ben fındıkyağı kullanıyorum - - peynirlerinizin yağı azsa biraz daha ekleyebilirsiniz)
-Un

Yapılışı:
Yumurta,süt ve yağ tel ile karıştırılır.
Dereotı ve peynirler katılıp kaşıkla devam edilir.
Tuz, kabartma tozu ve un katılır.
30-40 dk. kek ayarında pişirilir.

NOT: Öyle kelli felli bir kek beklemeyin. Peynir yüzünden biraz basık oluyor. En kısa zamanda fotoğraf da ekleyeceğim.

Afiyetler olsun!


19 Şubat 2013 Salı

ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ : GALETA







Malzemeler: 
1 su bardağı sıvıyağ ( ben fındıkyağı kullanıyorum- sıvıyağınızı buzdolabında tutuyorsanız önce biraz ılıtmakta fayda var)
¾ su bardağı ılık su
1 paket instant maya ( tarifin aslı 40 gr yaşmaya şeklinde)
4 su bardağı un ( 1 bardağını tam buğday unu koyuyorum)
1 çorba kaşığı şeker ( esmer şeker kullanacaksanız önce şunu okumanızı tavsiye ederim)
1 tatlı kaşığına yakın tuz

Kabın içerisine unu koydum yalnız önce 3 bardak koydum, son bardağı hamura göre yavaş yavaş ekledim yoksa yedirmek zor oluyor.  Tüm malzemeleri ortasına koydum ve yavaş yavaş ununu katarak hepsini karıştırdım ve tarifteki deyimiyle “özlü bir hamur” elde ettim.  Kabın üzerine streç film ile kapladım ve 50 derece yakın ısıttığım fırında 40 dakika beklettim. Sonra hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp parmaktan biraz daha kalın şekilde yuvarlak çubuklar yaptım. Bitince üstünü örtüp yeniden 20 dakika beklettim ve önceden ısıtılmış 190 derece fırına sürdüm. Üstleri pembeleşinceye kadar pişti.  Tarifin aslında galetaların üzerinde susam var ama ben kullanmadım. Bazılarının içine ezilmiş beyaz peynir ekledim. Üstlerine de çörek otu koydum, tavsiye ederim Kıtır olması için pişer pişmez fırından çıkartılması gerekiyor.

NOT : Zeytinyağı ile denedim ama olmadı. İlk gün anlaşılmadı ama ikinci gün çok yumuşadı. 

Afiyetler Olsun!

ARA ÖĞÜN ALTERNATİFLERİ : Havuçlu Cevizli Cupcake







Malzemeler:
2 kupa beyaz un ( tam buğday unu ile denemedim)
2 kupa toz şeker ( esmer şeker kullanacaksanız önce şunu okumanızı tavsiye ederim.)
2 tatlı kaşığı tarçın
4 yumurta ( yumurtalar oda sıcaklığında olmalı)
Kabartma tozu ( 1 çay kaşığı karbonat da kullanılabilir)
1 kupa sıvı yağ ( ben fındıkyağı kullanıyorum)
4 kupa havuç
1 kupa ceviz

Tüm malzemeleri klasik kek formatında çırpıp en son havuç ve cevizi ekledim, kaşıkla karıştırdım. Hamuru bekletmeden dondurma kaşığı ile kaplara koydum ( 1 kaba 1 dondurma kaşığı). 180 derece fırında 15-20 dk kadar pişti.  Pişince hemen çıkardım.
Havuç , ceviz ve tarçını zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Ben tarçını ve cevizi aynı ölçüde, havucu daha az koydum.
Ben bunları yeğenimin dişbuğdayı partisi için yapmıştım o yüzden fotoğrafta üzerinde krem şanti ve süsleme var. Oğluma yaparkense sade yapıyorum. 

Not: Cupcake kalıpları için IKEA'yı tavsiye ederim. Marketlerde satılan kalıplar çok ince, kekin şeklini bozuyor. Beyaz ve kalın olan pastacı kalıplarından bulamadım :(

Afiyetler Olsun!

18 Şubat 2013 Pazartesi

Annelere tavsiyemdir; çocuk yetiştirme ile ilgili birşeyler anlatırken, yeni anne olduğunuz zamanları hatırlayın. O size yazılı kanunlardan bahsedermiş gibi konuşanlara sinir olmuyor muydunuz???

"Sesini Keşfeden Çocuk" ... Sinemalarda...

"Sesini Keşfeden Çocuk" ...
Evet geç oldu ama Mert çığlık atabildiğini yeni keşfetti ve bu yeni yeteneğini her fırsatta kullanıyor:) Şimdilik çok eğlenceli ama ilerleyen günlerde durumu yeniden değerlendireceğiz :)

9 Ocak 2013 Çarşamba

Kar Olimpiyatları

Kar nedeni ile evde kalan çocuğu eğlendirmek, oyalamak için deveye hendek atlatma olimpiyatları başlamıştır... Yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim...

25 Aralık 2012 Salı

Mert'e Neden Şeker Yok??


Mert'e şeker vermemekle ilgili prensibim iki senedir sürekli insanlar tarafından sorgulanır durur. Tıbbi sebepler ile ikna edemediğim sevgili akraba ve dostlarımı bir de aşağıdaki bilgiler ışığında düşünmeye davet ediyorum.
"Bir yaşında bir bebeğin mama üzerinden de olsa çikolatayla tanışmasının ne zararı var? Bunu, diyetisyen Yasemin Serintürk şöyle anlatıyor:
Çocuklar, ne yiyeceklerine kendi kendileri karar verme yaşına gelinceye kadar, ebeveynlerin çocuğun beslenme alışkanlıklarını oluşturmak için süresi var. Sonrasında çabalamak genellikle sonuçsuz kalıyor. Damak tadı denilen şey, neler yediğinize bağlı olarak şekillenir. Damak tadınızı ne kadar fazla seçenekle zenginleştirirseniz bir süre sonra tatmin olmanız o kadar zorlaşır. Azla yetinmek, damak tadını olduğu çıtadan daha yukarıdaki çıtaya taşımamak için en geçerli yöntemdir. Sürekli et tüketen birisinin, sebze yemekten hoşlanmaması ya da sebze yediği zaman doymadığını söylemesi, damak tadını bu yönde oluşturmuş olmasındandır. Veya çayı şekersiz tüketmeye alışkın birisinin, katiyetle şekerli çay içememesi de aynı sebeptendir. Bu durum çocuklar içinde değişmez. Canı tatlı istediği zaman çikolata, kek, kurabiye, pasta veya şeker yemeye alışkın bir çocuk, tabiiki de meyve yediği zaman tatlı yemiş gibi hissetmez. Dolayısıyla da canı şekerli bir şey yemek istediğinde, meyve tüketmek aklına bile gelmez. Çünkü bu çocuğa tatlı tadı, yoğun şeker içeren yiyecekler ile kodlanmıştır. Tam tersine alıştırılmış bir çocuk ise, koca bir dilim pasta yemek yerine bir iki tane meyve yemeği tercih eder.
Kısacası, bir yaşındaki bir bebeğe çikolatalı mama verirseniz onun damak tadı çıtasını yükselteceğiniz ve onu yoğun şeker tadına alıştıracağınız için, ilerleyen yaşlarda meyve, kuru yemiş gibi besinlerden alacağı şeker ona yetmeyeceğinden çikolata üzerinden şeker tüketmeye alıştırmış olursunuz."
Bu arada Mert'in şeker yasağı 2 yaş itibariyle kalkmış olabilir ama ben yine de onu beyaz şekerden uzak tutmak için elimden geleni yapacağım...


Yukarıdaki metin blogcuanne'den alınmıştır:  http://blogcuanne.com/2012/12/25/gereksiz-urun-duyarsiz-pazarlama/


11 Aralık 2012 Salı

Öpücük!!

Evladı tarafından öpülmek ne güzel şeymiş. 2 yaşına 10 kala ilk gerçek öpücüğümü aldım nihayet :))) Darısı babamızın başına.