21 Haziran 2012 Perşembe

Evimizin Halleri

Bugün evin içerisinde birden kendi sesim kulaklarımda yankılandı. Oğlumu konuşturtmak için deli gibi bütün gün kendi kendime konuşup durduğumu farkettim :) Buna karşılık kendisi ile kurabildiğimiz tek diyalog şekli :
Ben   : "Da"
Mert :  "Di"
ya da tam tersi. Bir de şu var:
Mert : "Bab ba"
Ben  : "An ne"
Kısacası, evimizde "Da- di da- di", "bab ba - an ne" şeklinde uzayıp giden bir konuşma hakim !!!

Not:  Mert bugün tam 18 aylık. 

10 Haziran 2012 Pazar

Kış bitti, yaz geldi vesaire derken biz bir aydır tatildeydik. Bebekle tatil ile ilgili bilgiler yakında geliyor:)

8 Mayıs 2012 Salı

Yaz Gelmişti...

Baharın geldiğini oğlunu uzun kollu tişört ile dışarı çıkarabilince anlayan mertinannesi; yazın geldiğini de oğlunu  kısa kollu tişört ile çıkartınca anlamıştı... 

4 Mayıs 2012 Cuma

Günün Sözü :)

Bazen, birşeyleri bizim için başkasının yapmasına öyle alışırız ki, kendimiz yapabileceklerimizi unuturuz. Bazense işimizi kendimiz halletmeye o kadar alışırız ki, hırpalanmak yerine yardım alabileceğimizi unuturuz. 

Her Annenin Bir Yoğurt Yapışı Vardır!

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi olduğu gibi her annenin de bir yoğurt yapışı vardır. Kime sorsanız "aaa ben öyle değil böyle yapıyorum" tadında şeyler duyarsınız. İşte size Mert'in yoğurdunun incelikleri - neredeyse bir sene olmasına rağmen zaman zaman benim de yoğurdum tutmuyor :) -
Öncelikle yoğurdunuzun mayası çok önemli. Ev yapımı yoğurt mayası bulursanız hiç düşünmeyin onu kullanın ama bulamayanlar için önerim Sütaş'ın camda doğal yoğurdu. (Doktorumuz da bunu önermişti bu arada).
-Sütü kavanozunuza doldurun sonra bir cezvede biraz kaynatın. Biraz fokurdamasına müsaade edin. Yalnız, bir kaza olmaması açısından başından ayrılmamanız önemle tavsiye edilir. (Başlangıç aşamasında 125 gr'lık meyve püresi kavanozları iyi oluyor.)
-Sütü kaynadıktan sonra kenara alın ve ılınmasını bekleyin. Sütün hangi ısıya kadar ılınacağı en can alıcı kısımdır. Bazıları serçe parmağının 7 saniye dayanacağı sıcaklığa gelmeli diyor ama mesela benim elim sıcağa hiç dayanamadığı için 5 sn benim için yeterli.
- Daha önceden kavanozun dibine yoğurdunuzu koyun. Asıl ölçü 1 dolu çay kaşığıdır ama ben kavanozun dibini kalınca örtecek şekilde yoğurt koyuyorum ölçmeden. Yoğurdu karıştırın.
- Isısını ayarladığınız sütü kavanozunuza dökün ve kapağını sıkıca kapatın.
- Ben kavanozu mutfak bezine sarıp üzerine çaydanlığı sıcak tutmak için kullanılan bezlerden örtüyorum.
- 4 saat sonra yoğurdunuzu açabilirsiniz.

Püf noktaları:
- Beklediği sürece ve açıp dolaba koyarken mümkün olduğu kadar sallamayın.
- Mümkünse 1 gece dolapta bekletin.
- Mayanız tutarsa yeni yoğurdunuz hep bir öncekinden maya ayırarak yapın.
Ve mutlaka bu işi bilen birini önceden yoğurt yaparken seyredin, mutlaka bir şey kaparsınız.

Son olarak, ilk yoğurtlarınızın sümük kıvamında olması neredeyse kaçınılmaz. Denemekten vazgeçmeyin:)

Sizler de hünerinizi halka arz edin ki bebeler güzel güzel yoğurtlar yesin. Hadi yorum köşesine bekliyorum.

Yorumlarla İgili

Sevgili Takipçilerim,
Birkaç kişiden yorum yapılamadığına dair bilgiler aldım. Benim yazılarımın altında "0 yorum" diye bir yer var. Orayı tıklayınız, akabinde yorumunuzu yapınız. Üye girişini daha önceden yapmadıysanız, yorum girişinizden sonra sizi üye giriş sayfasına yönlendirecektir. Kolay gelsin!

27 Nisan 2012 Cuma

Tembel Anne Blogu Bu:)

Kendim blog yazmak yerine okuduklarımı okutuyorum ben galiba :))) Buyrun yeni okuma önerim :

http://www.ntvmsnbc.com/id/25343909/

26 Nisan 2012 Perşembe

Pekmez Sorunsalı

Pekmez hakkında yazılan çizilenlerden sonra bir de organik tarım yapan Pınar Hanım'a kulak verelim. Katılmamak mümkün değil...


"

Şimdi yeni bir şey çıkıyor. Dünyanın sonunu getirecek, insanlığın kökünü kazıyacak zehirli sıvıyı tespit ettiler: Köy Pekmezi!

Bir haber çıktı, mail zincirine dönüştü, dolaşıyor günlerdir... Böyle şeylerle karşılaştığımda dikkatimi çeken ilk şey haberin veriliş tarzı oluyor. Hani laboratuarlar yıllardır bunun üzerinde çalışıyorlarmış da nihayet ''bugün'' bu çalışmanın semeresini almışlar gibi bir hava... Ben bu haberin, buna benzer haberlerin çıkışını endüstriyel yöntemlerle üretilen ürünlerin satış grafiklerinin düşmesine bağlıyorum. Satır aralarına yerleştirilmiş gizli reklamlar gözüme çarpıyor. ''Yemezler...'' diyorum. 

Anadolu'da binlerce yıldır yapılan, müthiş bir besin kaynağı olarak herkesçe önerilen pekmez ''tu kaka'' oluverdi birden. Yüksek ısıda şey olursa bilmem ne olurmuş ve biz ölürmüşüz. Şeker oranı gayet yüksek olan böyle bir ürünü fıkır fıkır kaynatabilen var mı, bilmiyorum? Eğer pekmez yapmayı bir kez olsun denedi iseniz o sıcaklıkta pekmezin anında yanacağını, kaynatarak pekmez yapmanın imkansız olduğunu bilirsiniz. Geniş sathından suyun buharlaşması daha kolay olsun diye pekmez daima yayvan bir tepside pişer. Üzümün suyundan başka hiçbir şey konulmaz tepsiye. Altına da öyle cayır cayır yanan odunlar koyamazsınız. Közden başka şey yakıverir pekmezi. Tepsinin kenarlarına yapışan pekmezin, ısıya daha fazla maruz kalacağı için yanacağını bilen Anadolu halkı; sırf bu kenarı sıyırıp atmak için kullanılan tahta bir alet bile tasarlamıştır. :) Pekmez hafifçe kıvam aldıktan sonra altı söndürülür. Tertemiz tepsilere dökülüp üzerine büyükce kesilmiş camlar konulur ve gün ışığı altında suyunun tamamen uçması beklenir. Gün Pekmezi'nin adı buradan geliyor. 

Ben yıllardır pekmezi bu şekilde yapıyorum. Anadolu'nun gerçek köylüleri de bu şekilde yapar. Ancak elbette, ben kendi üretimim dışında kimsenin ürününe kefil olamam. Markalı ya da markasız diye bir ayrım yapmadan sadece pekmez alırken dikkatli olmanızı, yapılışı hakkında detaylı bilgi istemenizi önerebilirim. Bir tek tüyo vereyim. Üzüm pekmezi sadece üzüm suyu ile yapılır. ''İçindekiler'' kısmında bir ben eksiksem tekrar düşünün derim.. 
                                                                                                                             "


Güzel İncelemeler!